1 Mayıs 2010 Cumartesi

23-25 Nisan Tatilimiz

01 Mayıs 2010 Cumartesi'ye ait yazımdır; elektrik ve internet kesintileri yüzünden bu kadarını taslağa kaydetmiş, devamını en kısa zamanda aktaracağım. Sonunda ekledim:)

Sabahtan beri balkonumuzdaki gereksiz malzemeleri toparlayıp çöpe attım. İşe yarar diye tuttuğum ıvır zıvırları bundan sonra bekletmemeye karar verdim. Apartmanımıza mantolama boya yapılacağı için balkonda hiç bir şeyin kalmaması gerekiyormuş. Ellerim ağrıdı uğraşmaktan, çok yoruldum. Şimdi de işçilerin matkap sesleri kulağımda çınlıyor. Onlara birer çay verdim, ben de artık dinleniyorum. Geçen hafta neredeydik bugün neredeyiz, neyle uğraşıyoruz? İnsanoğlu kuş misali işte...

Tatile Cuma sabahının kahvaltı keyfiyle başlamak ne güzelmiş:))
Sonra da yola koyulmak sevdiklerinle sevdiğin yerlere...

Önce Gemlik; sahilinde yürüyüş yapmaya bayıldığım yerlerden biri... Çay Bahçelerinde güneşin batışını izlerken denize sıfır bir masada ağır ağır çayımı, kahvemi yudumlamak, Özdilek'ten havlu, zeytin, hediyelik almak, kafesinde bir şeyler atıştırmak çok hoşuma gidiyor. Marmara denizinin sakin bir körfez ilçesi...


Sonra Mudanya, gelir gelmez kalacağımız otele yerleşiyoruz. Temiz, küçük bir aile oteli olan Ferah Otel, hemen sahil kıyısında. Her sene burada 1 gece kalıyoruz. Yalnız odanızın deniz manzaralı olması için önceden telefon edip ayırtmalısınız. Yoksa yer bulamayabilirsiniz.


Mudanya akşamları güzel bir yürüyüş yapabileceğiniz, deniz kıyısındaki kafelerde ister tavla oynayıp, ister internette dolaşabildiğiniz, çayınızı, kahvenizi keyifle yudumlayacağınız, taze balığınızı, leziz cantık pidenizi yiyebileceğiniz muhteşem bir tatil cenneti diyebilirim. İnsana huzur veren bir sahili var. Tarihi Mudanya Evlerini görmeniz ve sokaklarında bir nebze de olsa gezmeniz için Gönülçelen Şanslı'nın yeni eklediği güzel paylaşımını mutlaka tıklayın derim; kendisine çok teşekkürler...

Bursa'ya dönmeden önce bu manzarada da bir çay içmek çok iyi gelmişti. Gecesi de gündüzü de ayrı güzel Mudanya'nın...

Mudanya'ya yakın ilçeleri de dolaştıktan sonra Bursa Kervansaray Otel'e gittik. Bu arada Çekirge'de ki termal kaplıcası girişi otel müşterilerine bedavaydı. Normalde giriş 20 TL Kese 15, Masaj 15 TL idi. Havuzu ve ortamı İnegöl'de bulunan Oylat Kaplıcaları Yeni Çağlayan Oteli'nki kadar büyük olmasa da çok güzeldi. Tek cümleyle müthiş dinlendiğimi hissettim:))

Bursa çok güzel bir şehir, çocukluğumda neredeyse her hafta sonu akrabalarımız olduğu için giderdik, bu yüzden çok seviyorum. Her ilçesinde ayrı bir tat, ayrı bir güzellik var benim için... Ailecek şehir merkezini gezdikten sonra tarihi Kayhan Çarşısı'nda ki Pidecioğlu'nda da Bursa'ya özgü cantık pidemizi yedik. Mudanya'da ki Ferah Pide'ninkiler de çok güzeldi ama eşim CNN Lezzet Durakları'nda izlediğinden beri yemeyi kafaya koyduğu bu tarihi pide lezzetini Pidecioğlu'nda da mutlaka denemek istedi ve daha çok beğendi. Diğer çarşı gezilerimizi kalabalıktan dolayı daha sonra ki bir Uludağ gezimize bıraktık.

İstanbul yollarına düşmeden önce 700 yıl öncesinde bulduk kendimizi; evet doğru tahmin ettiniz Cumalıkızık'a gittik. Hemen her karışını fotoğrafladık diyebilirim. Ama profesyonel bir fotoğraf makinası yanımızda olsaymış eminim her şey çok daha net olacakmış. Köyün çok etkileyici bir atmosferi var, tanıtımında Kınalı Kar, Yeşeren Düşler gibi dizilerin faydası da çok olmuş şüphesiz...

Ufacık köyde Osmanlı tarihinin kokusunu alıyorsunuz sanki... Hatta eşim bir ara kendini bir zaman tünelinde hissettiğini söyledi:)) Resimlere tıklarsanız siz de öyle hissedebilirsiniz:))

Cumbalı evler renk renk boyalı; mor, yeşil, sarı, turuncu.. Sarmaşıklar her yanı sarmış. Köyün teyzeleri el emeği göz nuru reçeller, mis gibi gözlemeler, ev erişteleri, daha neler neler satıyorlar kapılarının önünde...

Bu da Yunanlılar'ın korktuğu ünlü Cin Aralığı...

300 yıllık özgün ahşap evlere sahip bu güzel köy, Osmanlı'dan kalma bozulmamış tek örnek. Umarım hedeflenildiği gibi restore edilerek bu tarihi dokuyu 3000 yıl daha koruyabiliriz. Sokaklarında ki hayat dolu su sesi, hep kulaklarda çınlasın!..











Dönüş yolunda çok sevdiğimiz İmam Aslan Tesisleri'nde mola verdik. Orhan Köfte'nin nefis inegöl köftesine kızımla ben, üzüm şırasına da eşim bayıldığı için:))

4 yorum:

tedirginruhcikolatacisi dedi ki...

Çok güzeel Cumalıkızık fotoğrafların. Cin aralığı çok kalabalıktı biz gittiğimizde geçmeye teşebbüs bile etmedik:p
Oylat'a gitmedim henüz ama orada çalışan bir tanıdığım vardı çook güzel diye anlatıyordu uzun uzunn,bir gün gideriz inşallah:)
sevgilerr..

Ballı Cimcime dedi ki...

Beğenmene sevindim canım, Oylat'a da mutlaka gitmelisiniz doğası, kaplıcası nefiss... İnsanı dinlendiriyor, sevgilerimle:)

ŞANSLI dedi ki...

Merhaba!
Bloguma yaptığın ziyaret ve verdiğin link için teşekkür ederim.Biraz geciktiğim için ise kusuruma bakmayın lütfen.Çok güzel bir anlatım yapmışsınız.Ağzınıza,elinize yüreğinize sağlık.Benim Mudanya'da 1 aya yakın olmama rağmen çok fazla gezemedim diyorum.Ama benim bir ayağım burada inşallah bir dahaki gelişimde daha çok gezeceğim.Sana ben teşekkür ediyorum inceliğinden ötürü.
Güzel dostluklara inşallah.
Sevgiler:)

Ballı Cimcime dedi ki...

Günaydııın, asıl ben geç kaldım canım. Ben teşekkür ederim bu değerli yorumun ve özellikle güzel linkinle sayfama renk kattığın için... Bloguma hoşgeldin diyerek sevgilerimi gönderiyorum:)