29 Ocak 2010 Cuma


Öğle tatilinde yazdım.. yazdım.. yazdımm.. Perşembenin hikayesini, sonra ne yaptıysam pufff silindi gitti. Üstelik bazı arkadaşların sayfasında izlenenler arasında gözüktüğü halde, ne olduğunu anlamadan uçtu. Artık yayınlandıktan sonra okuyabilen olmuş mudur bilmiyorum, üzgünüm arkadaşlar:(

Sinir oldum, vakit bulup bir daha yazamadım...

Demek ki yazmamalıymışım ve okunmamalıymış diye bir ara düşündüm durdum:)

Ne yapayım özetle kalsın dedim ve size mutlu hafta sonları dilemeye geldim. Resim mi? Bundan 10 yıl öncesi:)

Sağlıkla, sevgiyle, hep neşeyle kalın...

28 Ocak 2010 Perşembe

Önce Özetler:)))

Beş çayına missler gibi;
Kıymalı hamur kızartması

Ortodondist'te beklerken...

Bu sabah İstanbul...

Soğuk ve hala karlı...

27 Ocak 2010 Çarşamba

PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 52. HAFTA KAKAOLU BİSKÜVİ PASTASI


Kakaolu Bisküvi Pastası

Malzemeler;


1 paket kakaolu puding
2 paket bisküvi
1 kaşık kakao
1 kaşık şeker
2,5 bardak süt
1 kaşık tereyağı

Üzerine,
1 adet muz veya hindistan cevizi

Yapılışı;

Sütü, pudingi ve diğer malzemeleri tencereye alıp, kaynayıncaya kadar karıştıralım. Koyulaşınca ateşten alıp, ılınmadan pyrex tepsimize dizdiğimiz bisküvilerimizin üzerine kat kat dökelim. Çikolatalı harcımız bitince tepsimizi buzdolabında biraz bekletelim. dilediğimiz kadar soğuttuktan sonra üzerini muz veya hindistan ceviziyle süsleyip, dilim dilim servis yapalım. Çok hızlı ve lezzetli bir tat, afiyet olsun:)

25 Ocak 2010 Pazartesi

Pazartesi sendromu


Bugün gerçekten üşüdüğümü hissettim; işe giderken gelirken sürekli yağan karın etkisiyle kapanan yollar, yorucuydu. Böylesi çok zormuş, evde olunca bu açıdan bakamıyormuşsun anladım. Soğuk, buzzz... Dikkatli Yürü!..

Araçlar trafikte çok zor ilerliyor, ara sokaklardaki yollarda kayma tehlikesi vardı. Perşembe'ye kadar da muhtemelen böyle olacakmış. Dışarda olanlara Allah yardım etsin. 08.55'de ofisteydim. Kaloriferler açık ama daha yeni sıcak hava vermeye başlamıştı, öğleye kadar ancak ısınabildim. Öğleden sonra da çay içemeyince iyice sıkıldım. Neyse ki; hem Çarşamba yk toplantısına analizler yetişecek; iş çok, hem de hava muhalefetinden dolayı erken çıkma ihtimali var derken, 5'te çıkıverdik...

Zehracığımın kulakları çınlasın ona ve tüm özleyenlere bu sabah şirketin terasından ve iş çıkışı eve dönerken çektiğim tam yuvarlanmalık kar resimlerini yolluyorum, Beyazın saflığına bürünmüş yer, gök... Ağaç dallarında ki kırmızı meyvaların görüntüsüyse ne kadar etkileyici farkettiniz mi? Sevgiler...




24 Ocak 2010 Pazar

PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 52.HAFTA PASTANE POHAÇASI


MALZEMELER

1 paket yumuşak margarin
1 kahve fincanı sıvıyağ
1 su bardağı ılıktan biraz sıcak su
2 çorba kaşığı şeker
1 paket Dr.Oetker instant maya
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı mahlep
1 yumurtanın sarısı üzerine akı içine
Alabildiği kadar Sinangil un
Dilediğiniz kadar peynir, yarım demet maydonoz


İçine kaşar, sosis, sucuk, kıyma harcı da kullanabilirsiniz.

Yapılışı

Bütün malzemelerimizi karıştırıp iyice yoğuruyoruz.
Daha sonra mayalanmaya bırakıyoruz.
Yeterince kabaran hamurumuzu ceviz büyüklüğünde yuvarlayıp
elimizde açıyoruz ve iç harcımızı doldurup ister yuvarlak,
ister yarım ay şeklinde tepsiye diziyoruz.
Üzerine yumurta sarısını fırça yardımıyla sürüp, çatalla
çizik atıyoruz. Bir miktar çörek otu veya susam serpip
lezzetine kavuşabilmesi için 15-20 dakika bekletiyoruz.

Önceden ısıtılmış fırınımızda kızarana kadar pişiriyoruz.
Nefis mahlep kokusuyla yemek için sabırsızlandıracak bir tat
emin olun. Hem kolay hem pratik bir lezzet.

Kendisine eşlik eden elmalı tartın yanına tomurcuklu çayınızı da
demlediniz mi, değmeyin keyfinize bu soğuk kış gününde...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Her yerde kar var...


Bembeyaz bir gün, bembeyaz bir gece... Doğal bir örtüyle kaplandı her yer, sanki tek renk var... Karda oynamak ne güzel, üşüdüğünü hissedip eve koşmak; sıcacık kahveni camın önünde yudumlarken bembeyaz yolları, ağaçları, düşen kar tanelerini izlemek ne güzel... Ruhu doyuyor insanın sanki, zihnen dinleniyorsun ya da ben öyle hissediyorum:)

Allaha şükür Cumartesi çalışma olmadığı için trafik çilesi yerine karın zevkli yönlerini yaşadım diyebilirim. Eşim için aynı şey söz konusu değildi; hem soğuk, hem yollarda aracın fırtınadan etkilenmesi ve kaygan zemin olasığı canını sıkmıştı. Eve gelince dışarda olmanın hiçte mutluluk vermediğini söyledi, "bu havada en güzeli sıcacık evinde oturmak" dedi durdu. Eh biz de bekleyemedik, iyice sarındık kızımla veee hem ekmek almak hem de arabaların üstündeki karlarla kartopu oynamakta bulduk çareyi:)) Eğlendirici bir aktiviteydi; çocukluğumda babam, annem ve kardeşlerimle oynamalarımız aklıma geldi hep annem vurulurdu, biz de ona atardık şimdi de dikkat ettimde ben hep ıskaladım:)) Kartopları siyah montumta iz yaparken arada minicik minicik atıverdim o kadar, üşümesin kuzucuk diye... Gerçi akşam aksırıp tıksırmalar başlamıştı ama yine de çok keyifliydi; umarım gribe çevirmez.


Başka neler yaptık; Saçlarımı en son boyadığımda aşağıdaki renkteydi şimdi onun bir ton koyusu... Fakat bu mu o mu yoksa çikolata kahveye çevireyim mi yorumları yaptım şu siteyi inceleyerek; http://www.sacbakimi.org/sac_renkleri.asp

Sonra mutfağa girip güzel bir tavuk ızgara ve kırmızı biber salatası hazırladım. Yetmedi daha geç saatte içimizi ısıtacak çayın yanına güzelce bir gözleme...

Deminden beri başka yerlerde gezmekten bir türlü yayınlayamadım farkındayım:))


22 Ocak 2010 Cuma

Hava soğuk ama mutluluğunuz sizi hep sıcak tutsun:)


Muhteşem filmden bir mutluluk karesi; http://www.sinemalar.com/film/9498/Yukari-Bak/

Nedir MUTLULUK ?

Belki on yere CV'nizi bıraktınız. Ama tık yok. Tam bu topraklara sitem etmekteyken bir telefon! MUTLULUK çalan telefonun sesinde ...

Hava buz gibi. Donarak geliyorsunuz eve. Ocağın üstünde çaydanlık! MUTLULUK içinizi ısıtan evinizde ...

Oğlum doktor' diyorsunuz. MUTLULUK duyduğunuz gurur..

Onu ilk kez görüyorsunuz. Camın arkasında, minicik, pembe, uyuyor. MUTLULUK dünyanıza yeni katılan üyenin ta kendisi..

Üç gündür aklınız başınızda değil. Bir test sonucunu bekliyorsunuz. Zaman geçmek bilmiyor. Nihayet... Yaşasın! MUTLULUK haberin kendisinde...

Tatile çıkmaya iki gün kalmış. MUTLULUK heyecanın içinde.

Akşam oluyor, eve dönüyorsunuz... İçeri giriyorsunuz sofra kurulmuş. Herkes iyi. MUTLULUK bu beraberlikte...

Ayrılığa alışmaya çalışıyorsunuz. Zor. Köprüleri tam atmamışsınız henüz. İçinizde bir umut, gözünüz kulağınız telefonda. 'Bip bip'... Beklediğiniz mesaj geliyor. MUTLULUK mesajın içerisinde...

Arabada gidiyorsunuz. Yaşadığınız şehir arkada kalmış. Sağınızda solunuzda çiçek açmış ağaçlar, uzakta yemyeşil tepeler, aralarda kırmızı damla beyaz badanalı küçük evler. Bir kır kahvesine yanaşıyorsunuz. MUTLULUK içtiğiniz çayda....

Koltuğa yayılmışsınız. Elinizde sizi çok sarmış olan bir kitap. Yanınızda kahveniz. MUTLULUK okuduğunuz kitapta...

Tatile çıkmaya iki gün kalmış. MUTLULUK gittiğiniz yerde...

Doğduğunuz şehre gidiyorsunuz birkaç günlüğüne. Anneniz babanız mutlu. Yeniden çocuk oluyorsunuz. MUTLULUK çocukluk anılarınızda...

Bir hasta ziyaretinden dönüyorsunuz. Hastanenin kapısından çıktığınızda derin bir nefes alıyor ve hayata doğru yürüyorsunuz. MUTLULUK sağlığınızda saklı...

Uyanıyorsunuz, aklınıza geliyor, 'Bugün pazar.' Yeniden uyuyorsunuz. MUTLULUK günün tatil olmasında... Böyle yüzlerce 'an' sayılabilir.

Herkes gün içerisinde defalarca mutlu hissedebilir kendini.
Yeterki farkı fark et... Yeterki iste...