27 Ekim 2009 Salı

Bir haftasonu hikayesi...


Cumartesi günü Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali'nde güzel bir uğurlama vardı. Eşimin annesini Hac yolculuğuna uğurladık. Akrabaları, kızı, oğlu, gelini, torunları ve komşuları olarak... Yüzünde güzel diyarlara gitmenin verdiği huzur, Efendimiz'e (a.s) kavuşma heyecanıyla parlayan güzel bir tebessüm, sevdiklerinden kısa da olsa ayrılmanın etkisiyle minicik bir hüzün vardı. Uzun uzun vedalaşmaya fırsat oldu uçak saatini beklerken... O ne güzel bir heyecandır, sabırsızlıktır bir görseniz; Allah hepimize nasip etsin inşallah bu duyguları yaşamayı...

Pazar günü ise havanın güzelliğinden faydalanmak için, Sonbahar'ın rengarenk görüntüsünü en iyi yaşayabileceğimiz yer olan Abant Gölü'ndeydik. Şu ana kadar bizi hiç yanıltmayan güzergahları kullandık bu gezimizde de... Yazını da, kışını da çok seviyorum Abant'ın ama "Abant'ta Sonbahar Bir Başkadır" derler ya kesinlikle öyle arkadaşlar, Sonbahar'da daha bir başka güzel Abant; Yapraklar turuncu, sarı, kırmızı ve yeşilin her tonunda yerlerde, gölün üzerinde ve ağaçların dallarında dans ediyorlar sanki... Doğa ve romantizm bir arada...

Göz zevkimizi okşayan, tek kelimeyle eşsiz, tadı damağımızda kalacak bir gezintiydi yine Abant gezimiz. Gitmeyenler mutlaka gitmeli, şu an tam zamanıdır derim. Göl kıyısında güzel bir yürüyüş yapın, Büyük Abant Oteli'nin iskelesi'nde sakinliğin keyfini çıkarın, bol bol fotoğraf çekin, ister faytonla ister arabanızla kırmızı, kızıl, sarı yaprakların arasından geçip, gölü seyrederek muhteşem çevresini turlayın, köy ürünlerinden erişte, peynir, tereyağı almayı unutmayın kahvaltılarınız için... Dönüşte de Varan Tesislerin'de güzel bir çay molası verin; Bolu Tüneli ve rengarenk doğa manzarası eşliğinde.. Çocukluğumda babamla geldiğim bu güzel tesisin o kadar çok anısı vardır ki ben de eşime her seferinde ballandıra ballandıra anlatırım, o da Maşallah hiç kesmeden zevkle dinler:)) Neyse gezi güzergahımıza devam edelim; Varan'dan çıktıktan sonra hemen otoban yoluna girin ve Sakarya Sapanca tesislerinde son molanızı vererek; bizi hiç yanıltmayan SASA lezzetlerinin tadına bakın. Üstelik kapalı mekanları da hizmete sunulmuş, soğuk günler için ideal. Sapanca Gölünün kenarında çayınızı yudumlayıp, yanında çiğ börek, gözleme veya ıslama köfte yiyebilirsiniz. Artık saatler geceye dönmek üzereyken yeterince dinlendiğinizi hissedip, supangle ve profiterollerle ağzınızı tatlandırdıktan sonra yöresel ürünler mağazasını şöyle bir dolaşıp eliniz boş dönmemek adına Hazerbaba Lokumlarını kaptığınız gibi ver elini İstanbul... Daha nice gezilere sağlıcakla inşallah diyeyim:))

Ailecek arada böyle ani kararlar verip, plansız geziler yapmak gerek diye düşünüyorum, gerçekten koşturmacalar esnasında bazı şeyleri atlayabiliyoruz. Hayatın tekdüzeliğini böyle güzelliklerle arada sırada şenlendirmek gerekiyor değil mi?
Güzel bir hafta olsun hepimiz için, sevgiyle kalın dostlar:))

5 yorum:

SerpiL dedi ki...

oh sen gez anacım bende bu sene abant gölüne gidiiicim ama hani poz poz resimler 1 tanecikmi

Ballı Cimcime dedi ki...

Serpilcim ne iyi edersin gitmekle, muhteşem bir dinlenti olacak emin ol:)) Canım daha önceki sayfalarda başka bir Abant gezimizin fotoğrafları var diye tekrar eklemedim, onlara mutlaka bak derim, sevgiler...

Esra dedi ki...

Allah kavuştursun.Abantın herhali her dönemi deiğiniz gibi görülmesi gereken bir yer.

mutfaktakizaman dedi ki...

canim nerelerdesin??

Ballı Cimcime dedi ki...

Esracım çok teşekkür ederim, sevgiler:)

Ah Canımm, beni merak etmiş sağol bitanem. Öyle bir koşturmaca vardı ki hem iş hem özel hayatımla ilgili inanki o yüzden pek katılamadım aranıza.. Allaha şükür iyiyim tatlım, öpücüklerimi yolluyorum nazik düşüncen için, sevgiler:)